eleştiri : NAZİLER İSTANBUL'DA

 

Tekirdağ’ın küçük çay bahçelerinden birinde oturuyorduk.Celal Çalık ve ben.Şiirden açılıyor konu,yeraltından,klasikçilerden,yalakalardan,dinden ve kadından…

         Bin-bir tane paradoks içinde bir felsefe programına dönüyordu muhabbet.’’Biz klasiğe kaçıyoruz Ömer ‘’ dedi  Celal Abi.Korktuğumu belli etmemek üzerine sergilediğim hareketleri dışarıdan izlesem bu kararsız ve dengesiz adamın kendim olduğuna inanmamın mümkün olmayacağının farkındaydım.Kitabı yakında çıkacak Celal Abi fazla detaya girmeden ,yazdığı romanın tarihin saklı kalmış gerçeklerinin konu alınarak bir hikayeyle bütünleşmesinden oluştuğunun tarifini sunuyordu.O sıkıcı,hep bildiğimiz gerçeklikleri sanki aptal çocuklara sunar gibi anlatılan hikaye dizimlerinden oluşan ,o klasik eserlerden  sanmaya  başlamışken,şiir tarzını bildiğim bu adamın bu tarz bir romanla okuyucularının karşısına çıkmasının da saçma olacağını düşünüyordum.

          Bir kayıp daha yaşamamın saçma olacağını düşünüyordum.Bu gereksiz ve çiçek böcek şiirleri yazamayan adamın,gençlerle o kadar iç içe olmasına rahmen kenarda kalıp,sadece yazmak için yazmasının imkansızlığı içinde geçirdiğim bir-iki ayın sonu gelmişti.

          Kitabın ilk sayfalarında Celal Çalık Abinin kötü bir sürpriz yapmadığını anlamıştım.Olağan ve durağan bir konunun bana  hakim olması mümkün değildi ve bu kitap benim üzerime hakim  olmuştu…

           Naziler İstanbul’da romanıyla okuyucuların karşısına çıkan Celal Çalık,İkinci Dünya Savaşının ,her savaşın ötesinde ki yıkımını anlatırken,hiç duymadığım bir konuyu da ön plana çıkarıyordu.Yarattığı karakterleri,gerçekliği ispatlanmış tarihi mektuplardan,bir altın avcısı edasıyla ayıklayan Celal Çalık gerçeğe dayalı hikayeye verdiği kurgu ile okurlarına,farklı bir araştırma konusunu sunuyordu.

             Almanya ve çeşitli ülkelerin kültürünü Türkiye’de kesiştiren ,tarihi bir kaynak olarak sunulabilecek , ‘’Naziler İstanbul’da’’ romanını okumanızı şiddetle önermekle kalmamakla beraber,genç tarihçilerimizin ve bununla beraber tüm araştırmacılarımızın artık sıkıcı olabilecek konularından uzaklaşıp,daha işe yarar eserler üretmesinin ,edebiyatla beraber ,topluma kazandıracağı konuların  üstünde durmalarını önermekten kendimi alıkoyamıyorum.

              Eserin içeriğine çok çok deyinmeden,kitaplara olan az  bir merak duygusunu da yıkmadan,tekrar tekrar söylemeliyim ki ; okuyun…

             

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !